Kanserden kurtulmak için inanmak gerek

Kanser tedavisinde kullanılan alternatif ve tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmaları olan doktorlardan Prof. Dr. Erkan Topuz, tüm bitkilerin kanser türleriyle mücadelede faydası olduğunu söyledi. Erkan Topuz’un kanser tedavisi gören hastalar için üzerinde durduğu konulardan bir diğeri ise inanç ve dua.

 

İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü kanser hastalarının alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine başvurma sıklığı ile ilgili araştırma yaptı. Enstitü Müdürü Prof. Dr. Erkan Topuz başkanlığında yapılan araştırmaya göre hastaların yüzde 65’i alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerine başvuruyor. Kanser tedavisinde kullanılan tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmalarını "Kanserde Alternatif ve Tamamlayıcı Tıp" adıyla bir kitapta toplayan Erkan Topuz’la, bitkilerin ve diğer tamamlayıcı yöntemlerin kanser tedavisindeki rolü üzerine konuştuk. İlaçların büyük çoğunluğunun bitkilerden elde edildiğini ve bitiklerin kanseri önlemede ve tedavisinde etkili olduğunu belirten Erkan Topuz, Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Tamamlayıcı Tıp Danışma Kurulu’nun çalışmaları hakkında da bilgi verdi.

 

Alternatif ve tamamlayıcı tıp yöntemlerini destekliyor musunuz?

Alternatif tıp ispat edilmemiş bir tıptır. Bizim tamamlayıcı tıptan bahsetmemiz lazım. Tamamlayıcı tıbbı tabii ki destekliyoruz. Tamamlayıcı tıpta yararlı olan şeyler var. Zararlı olan şeyler var. Doktorun bunu bilinçli olarak hastaya anlatması gerek. Birçok ilaç bitkiden elde edilir. Tüm bitkilerin kanser türlerine faydası vardır. Biz bunu reddetmiyoruz ki.

Kanser hastalarına uygulanan tamamlayıcı tıp yöntemleri hakkında bilgi verir misiniz?

Tamamlayıcı tıbbı kanser hastaları için üç grupta incelemek lazım. Birincisi kanserden korunmak için. İkincisi kanser tedavisi esnasında. Üçüncüsü de kanser tedavisi bittikten sonra. Tamamlayıcı tıbbın asıl önemi kansere yakalanmadan önce önleyici olarak kullanılandır. Bunu sadece diyet olarak algılamayın. İki grupta incelenmesi lazım; ruhsal ve bedensel yaklaşımlar ve bitkiler. Meditasyon, akupunktur, hipnoz, ayurveda. Bununla beraber, mizah tedavileri, resim tedavileri, sanatsal yaklaşımlar, dans terapileri, kristaller. Bitkilerin çeşitli faktörleri, kökleri, yaprakları, tohumları. Minareler ve vitaminler.

Tamamlayıcı tıbbın kanseri önleyici etkileri nelerdir?

Genetik olan kanserlerde çok önemli. Genetik olarak en sık rastlanan kanserler meme kanseri ve kolon kanseri. Eğer ailede bu kanser türleri varsa ve bu da genetiğinde çeşitli yollardan tespit edildiyse, bu kişilerin kansere yakalanma oranı yüzde 100’e yakın olur. Meme ve kolon kanserinde 20 yaşına kadar belli bir diyete başlanırsa kurtulma şansı yüzde 60. Ama 20 yaşından sonra başlayan bir diyet yüzde 20’lerde kalır. Onun için çok erken yaşta bu diyete girilmesi lazım.

Peki ailesinde meme kanseri veya kolon kanseri olan bir kişi önleyici olarak ne yapmalı?

Kilo almamak, spor yapmak, yağlı gıdalar tüketmemek, alkol ve sigaradan kaçmak, kırmızı etten kaçmak. Koruyucu bazı gıdalar var. Bunları ön planda tutmak önemli. Hormonlu gıdalardan kaçınmak şart. Kolon kanserlerinde yoğurt, yağsız beyaz peynir ve çökelek tercih edilmeli. Kalsiyumlu gıdaları almak, günde bir adet 100 mg. asprin kullanmak koruyucu olacaktır. Kadınlarda böyle bir risk varsa, hormon yaklaşımlarından uzak durmak, doğum kontrol hapları kullanmamak önemlidir.

 

Hangi gıdaların kanseri önleyici etkisi var?

Genellikle yeşille beslenmek gerekir. Brokoli, karnabahar, beyaz lahana, kırmızı lahana, kıvırcık salata, semizotu, kırmızı turp salatası ve yeşil kabak gibi besinler. Bunlar genelde ön planda tutulacak gıdalar olmalı. Mesela nar suyunun kanseri küçülttüğünü gösteren hayvan deneyleri var. Havuç çok önemli bir besin. Bunun yanı sıra çekirdeğiyle beraber bol miktarda kara üzüm, çilek ve çilek grupları tüketilmeli. Yeşil çay hem kanserden koruyor hem de kanser tedavisi esnasında tümörü küçültüyor. Genellikle yeşile dönen, kırmızı etten kaçan, yağdan kaçan bir diyet uygulamak gerek. Beyaz un ve şekerden kaçmak gerek. Margarinden korunmak gerek. Hazır gıdalardan konservelerden, sucuk, salam, sosis gibi gıdalardan, hazır meyve sularından kaçmak gerek.

Peki sigara ve alkol…

Kesin olarak en önemli faktör sigara ve alkol. Eskiden kırmızı şarabın bir miktar içilmesini tavsiye ederdik. Ancak son çıkan yayınlar, günde iki bardak kırmızı şarap içenlerde meme kanseri riskinin arttığını gösterdi. Ve özellikle sert rakı, votka, viski, tekila gibi içkilerden kesinlikle uzak durulması gerek. Bunlar sigara ile birleştiklerinde kanser riskini yüksek oranda artırıyor.

 

Kanser tedavisi sırasında tamamlayıcı tıbbın rolü nedir?

Kanser meydana geldiyse işte bizim için asıl tehlike buradadır. Hastalarımızın bilinçsizce kullanacağı herhangi bir bitki kanser olayını tetikleyebilir. Yani kanser için verdiğimiz ilaçları ya nötralize eder ya da potansiyelize eder. Onun için hastaların kesinlikle tamamlayıcı ya da alternatif ilaçları doktora danışmadan kullanmaması gerekir.

 

Örnek verebilir misiniz?

En basitini söyleyeyim: Kadınların yüzde 40’ının kullandığı bir antidepresan ilaç var. Diğer bütün ilaçları bloke ediyor. Mesela greyfurt suyu. Bağırsakta P450 denen bir enzim var. İlacın emilmesine mani olduğu gibi, ilacı dört kat potansiyalize edebiliyor. Yani hastayı zehirliyor. Onun için doktorun çok bilinçli olarak hastasına bunu izah edip yasaklaması gerekiyor.

 

Kematerapi esnasında alternatif tedavi kullanmak…

Kemoterapi esnasında alternatif veya tamamlayıcı tedaviyi bilinçsizce kullanmak hastanın ölümüne sebep olabilir. Bu esnada bazı destek tedavileri yok mu? Var tabii. Gıda olarak herşeyi verebilirsiniz. Ama dışarıdan tamamlayıcı hiçbir ilaç vermemeniz gerekir. Ancak örneğin prostat kanserinde selenyum ispat edilmiş. Domatesin içindeki laykopen maddesi ispat edilmiş. Bunları verebilirsiniz.

 

Sarımsak ve soğan…

Kuarsetin maddesi soğan ve sarımsakta bol miktarda vardır. Kanser öncesinde, tedavisi esnasında ve sonrasında çok etkilidir. Sarımsak çok faydalıdır. Hem enfeksiyonlara karşı korur, hem de yapılan çalışmalar sarımsağın mide kanserinden, bağırsak kanserinden, yemek borusu kanserinden ve akciğer kanserinden koruduğunu göstermiştir.

 

Acı biberin bazı türleri kansere sebep olabildiği söyleniyor?

Acı biberin, immün (bağışıklık) sistemini güçlendirdiği ve hayvan deneylerinde tümörlü farelerin tümörlerini küçülttüğü görülmüştür. Ama bu taze acı biber, arnavut biberi. Güneydoğu’da sıklıkla kullanılan kuru acı biber aflatoksin içerir ve bu madde karaciğer kanserine sebep olur.

 

Kemoterapi ya da kanser tedavisi bittikten sonra…

Kemoterapi vücuttaki normal hücreleri de tahrip edebilir. Vücudun genel durumunu bozabilir. Kuvvetsizlik, kan tablosunda düşüklük meydana gelebilir. İşte bunu düzeltmek için de tamamlayıcı tıbbın ayrı bir yeri vardır. Bu konuda da yine Omega-3 çok faydalı. Ama Omega-3’ü çok iyi balık yağından almak lazım. Okyanuslardaki sardalyalardan ve somon balıklarından elde edilen faydalıdır. Bunun dışında, selenyum, laykopen, bunlar bağışıklık sistemini güçlendirir. Ekinezya da öyle. Dışarıdan alacağımız gıdalar arasında folikasit faydalıdır. Folikasit, hem kanserden korur, hem de kanserden sonra kemoterapinin yarattığını tahribatın önlenmesinde etkilidir. Ginseng, ananas, kara üzüm faydalıdır. Zerdeçal çok önemli bir maddedir. Hem tümör hücresini yok eder hem de immün sistemini güçlendirir. Çörekotu, zencefil, çok önemlidir. Bazı meme kanseri türlerinde keten tohumunu tavsiye ederiz. Ama bu her meme kanseri hastası için geçerli değil.

 

Sağlık Bakanlığı bünyesinde tamamlayıcı yöntemlerle ilgili çalışmalar yapan bir komisyon var. Bununla ilgili bilgi verir misiniz?

Bu, altı sene önce İstanbul Üniversitesi’nde Tamamlayıcı Tıp Birimi olarak kuruldu. Ondan sonra Ankara’da Kanser Danışma Kurulu kuruldu. Kanser Danışma Kurulu’nun bir tanesi de tamamlayıcı tıp danışma kuruludur. Yaklaşık 3.5 sene önce çalışmaya başladı. Başkanlığını da kurulduğundan beri ben yapıyorum. Sahtekarların ilaçları bize gelir. Biz bunların kontrolünü yaptırırız. RTÜK’ün basında çıkan bu yalan yanlış haberleri ve yazıları birazcık frenlemesini istedik. Böyle bir kanun teklifi getirdik. İnşallah çıkar. En büyük zarar bu sahtekarlar. Çünkü bir sahtekar çıkıyor ve bütün zavallı millet zehirleniyor.

 

Duanın kanser hastaları üzerindeki etkisiyle ilgili bir çalışmanız vardı. Bundan bahsedebilir misiniz?

Kanser tedavisi konusunda inanç da çok önemli. İnancın, hastaların immün sistemini güçlendirdiği iddia ediliyor. İtalya’daki Katolik kiliselerinde bununla ilgili araştırmalar yapıldı. Araştırmanın sonuçları gösterdi ki dua ve inanç hastaların immün sistemini güçlendiriyor. Biz onun için hastaya her zaman inançlı olmasını öneriyoruz. Her zaman için, hangi dinden olursa olsun... Hastalığı inançla beraber yeneceğimizi her zaman söyleriz. Bu gayet normal. Çünkü inanmazsan zaten kaybedersin.

 

Sahtekarlara karşı ne yapılmalı?

Ulusal Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü kurulmalı. Burada bütün bu çalışmalar yürütülmeli ve sahtekarlarla mücadele edilmeli. Yeni ilaçlar ve bitkiler denemeli. Onun dışında medyanın bilim adamlarıyla işbirliği yapması gerekir. Medya, bu sahtekarlara yer verdiği kadar bilim adamlarına da yer vermiş olsa bu kadar rahat cirit atamazlar.

 

ŞARLATANLARI AYIRMAK GEREK

Türkiye Kanserle Savaş Vakfı Onkoloji ve Erken Tanı Merkezi Tıbbi Direktörü Doç. Dr. Metin Aran, alternatif ve tamamlayıcı tıp uygulamalarını doğru tanımlamak gerektiğini belirtiyor. Hastaların bağışıklık sistemini güçlendirdiği tıbbi araştırmalarla ortaya konan bazı maddelerin tüketilmesinin yararlı olduğunu ifade eden Aran, alternatif tıp adı altında gerçekleştirilen bilim dışı uygulamaları desteklemediklerini vurguluyor. Bilim dışı uygulamalar gerçekleştirenleri ’şarlatan’ olarak nitelendiren Metin Aran, ikisi arasındaki ayrımın doğru yapılması gerektiğini belirtiyor.

 

’KAPLUMBAĞA KANI KANSERDEN KORUMAZ’

İnsanların bağışıklık sistemini güçlendiren maddelerin kanser rahatsızlıklarından korunmak için kullanılmasını onayladıklarını ifade eden Doç. Dr. Metin Aran, örnek olaraksa antioksidan, fitokimyasal ve omega 3 yağ asitleri içeren besinleri gösteriyor.
Hayvansal maddelerinde kanser rahatsızlıkları için koruyucu ve önleyici olarak tüketildiğini sözlerine ekleyen Aran, buna örnek olarak ise kaplumbağa kanını veriyor. "Bu zavallı kaplumbağaların öldürülmesinden başka hiçbir şey ifade etmez. Kanserden korunmaya faydalı değildir, hastaların bağışıklık sistemlerinin güçlenmesine de hiçbir faydası olmaz. Ama onun dışında kansere yararlı olduğu bilinen domates, kivi, enginar gibi yiyeceklerin kullanılmasını onaylıyoruz" diye konuşuyor.

 

NELER TÜKETİLMELİ?

 

Antioksidanlar: Antioksidanlar, oksitlenme olaylarını baskılayan maddelerdir. İnsanda normal biyokimyasal olaylardan sonra ortaya çıkan, kanda serbest dolaşarak sağlıklı hücrelere adeta saldıran ve onların DNA yapılarını değiştirerek tümör gelişmesine zorlayan maddelere karşı vücudu korudukları belirtiliyor. Ancak, kanser riskini düşürmekteki rolleri henüz kesinleşmediği için araştırmalar devam ediyor. Bu grubun önde gelenleri vitamin-C, beta-karoten ve vitamin-E’dir. Vitamin-C ağız boşluğu, yemek borusu ve mide kanserlerine karşı koruyucu olabilir. Ayrıca rektum, pankreas, rahim kanserlerinin gelişme riskini azaltabileceği, meme ve akciğer kanserine karşı koruma sağlayabileceği öngörülüyor. Vitamin-C kaynağı olaraksa, portakal, portakal suyu, taze yeşil biber, çilek, kırmızı biber, pişirilmiş brokoli gösteriliyor. Beta-karoten için kaynaklar koyu yeşil yapraklar, sarı-oranj meyve ve sebzeler olarak ifade ediliyor. Yüksek miktarda beta-karoten ise havuç, kabak, taze patates ve ıspanakta bulunuyor. Mide, akciğer, prostat, meme ve baş-boyun kanserlerinin gelişme riskini düşürebileceği olasılığından beta karoten zengini besinler öneriliyor. Bununla beraber, beta-karoten kullanımında kesin öneri öncesi daha çok araştırma gereksinimi vardır Aşırı dozda alınması riskli kişilerde, aynı sigarada olduğu gibi, akciğer kanserine neden olabileceği düşünülüyor.

 

Fitokimyasallar: Bitkilerin yapısında bulunan bazı kimyasal bileşiklerdir ve bitkileri bakteriler, virüslar ve mantarlara karşı korurlar. Ayrıca antioksidan, besin koruyucu ve kanser yapıcı ajanlara karşı engelleyici etkileri olabileceği bildiriliyor. Yüksek fitokimyasal maddeli yiyecekler brokoli, dutlar, soya kabukları, armutlar, şalgamlar, kereviz, havuç, ıspanak, zeytinler, domates, mercimek, kavun, sarımsak, kayısı, soğanlar, soya fasulyesi, yeşil çay, şeftali, kabaklar, kıvırcık ve Brüksel lahana ve kırmızı şaraptır.

 

Omega-3 yağ asitleri: Vücutta yapılmayan bu asitler yiyecekler veya ek katkılardan alınan yağ asitleridir. Deniz ürünleri, özellikle sıcak su ürünleri, keten tohumu yağı ve fasulyede bulunan bu asitlerin meme ve prostat kanserleri risk ve gelişmesini önlemede rolleri olabileceği bildiriliyor.

 

FAZLASI ZARAR GETİRİR

Ankara Numune Hastanesi Tıbbi Onkoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Nurullah Zengin, Modern tıbbın kanserin tanımlanmasında ve tedavisinde belli bir aşamaya geldiğini belirterek şöyle devam etti:
"Tabii bunun yanında modern tıbbın başarısız olduğu kanser türlerinde değişik uygulama arayışları halen devam ediyor. Modern tıp içinde de bu arayışlar sürüyor. Aynı zamanda alternatif uygulama diye tabir ettiğimiz değişik bitkisel maddeleri ve bunun dışında da daha değişik yöntemleri bu alanda denemek mümkün. Bunları özellikle modern tıbbın başarı elde ettiği alanlarda tavsiye etmek çok doğru değil. Tamamlayıcı tıp, kontrollü bir şekilde vücut direncini artırmaya yönelik bir araç olarak görülüyor. Anti-tümör etkinliği şu ana kadar gösterilmiş değil. Doğal ve bitkisel olan ilaçların kullanımın ötesinde uç kullanımların zarar potansiyeli daha yüksek"

 

Kaynak: http://www.forumgazetesi.com/haber_detay.asp?haber_id=17985

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !